Dokuz Eylül Üniversitesi’nin ikiyüzlülüğü: Gazze’ye destek semineri, İsrail’le işbirliği

Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (DEPARK) ortakları arasına bakıldığında Dokuz Eylül Üniversitesi’nden sonraki en büyük ortak konumunda gördüğümüz firma, İsrail’le olan ticaret ilişkileriyle parlayan Arkas Holding; listeyi biraz daha aşağı kaydırdığımızda ise başka bir isim göze çarpıyor : Meditera Tıbbi Malzeme Sanayi ve Ticaret AŞ. Sırasıyla bu firmalar kimdir inceleyelim

Geçtiğimiz günlerde Dokuz Eylül Üniversitesi’nde, kayyum rektör Bayram Yılmaz’ın da katılımı ile birlikte YÖK öncülüğünde “Gazze’de İnsanlık İçin Bilim Üretmek” adlı bir program düzenlendi. Düzenlenen programda kayyum rektör Bayram Yılmaz da söz alarak, Filistin’e kan taşıyanlarla iş birliği yapmıyormuş gibi Gazze’deki sağlık faaliyetlerinden bahsetti.

Bugün üniversitede ürettiğimiz her bilgiyi halk için değil sermaye yararına kullanmamız beklenirken, edindiğimiz her bilginin patronların yararına nasıl daha efektif kullanılacağı araştırmamız istenirken, savunma sanayiye akıtılan milyar dolarlar ile tanklara, silahlara açılan cüzdan öğrenci için bir türlü açılmazken Dokuz Eylül Üniversitesindeki çelişki bu program ile beraber daha da derinleşiyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın üniversitelerimize araştırma-geliştirme faaliyetleri maskesiyle soktuğu Teknopark’lar bugün üniversitelinin halk için üretmesi gereken bilgiyi, sermayeye üretmesini desteklemekte altın bir basamak görevi görüyor. Ülkenin farklı yerlerinde, farklı üniversitelerde; gittiği her yere kendisiyle beraber kan, savaş, göç, yoksulluk ve kaos götüren NATO’nun ve siyonizmin iş birlikçisi çeşitli firmaları da kampüs bünyesinde bulunduruyorlar. Üniversiteliyi emek sömürüsüyle işçileştirmekte kullandıkları bu Teknokentler, aynı zamanda da teknolojinin gelişimini, üretiminden bütünüyle kopuk şekilde savunma adı altındaki çeşitli firmalar aracılığıyla savaşa ve sermayeye akıtıyor. Üniversitelilerin projelerine alan açmak bahanesiyle, doğrudan üniversitelinin bilgisini bilgiyi üreten özneden koparıyor. Güncel verilerle Türkiye’de bulunan 115 Teknopark arasında, Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (DEPARK) da bulunuyor. 

Zaten bahsettiğimiz çelişki de tam olarak burada derinleşiyor, zira DEPARK’ın ortakları arasına bakıldığında Dokuz Eylül Üniversitesi’nden sonraki en büyük ortak konumunda gördüğümüz firma, İsrail’le olan ticaret ilişkileriyle parlayan Arkas Holding; listeyi biraz daha aşağı kaydırdığımızda ise başka bir isim göze çarpıyor : Meditera Tıbbi Malzeme Sanayi ve Ticaret AŞ.

Arkas Holding ve Meditera Tıbbi Malzeme Sanayi ve Ticaret Şirketi

Sırasıyla bu firmalar kimdir incelemekte fayda var. Arkas Holding, 1902 yılında Gabriel J.B. Arcas tarafından kurulup 1944 yılından itibaren ise uluslararası ticaret alanında faaliyetini sürdüren firmanın şu anki yönetim kurulu başkanı ise dedesinden aldığı mirası sürdürerek Forbes Türkiye’nin 2025 yılında hazırladığı en zengin 100 Türk listesinde bulunduğu 43. sırayla da aşinalığımız olan Lucien Arkas. Arkas Holding’ten önce isimlere de vurgu yapmayı önemli buluyoruz zira Arkas Holding bünyesinde ortaklığı olan bir çok firmada da bu isimler sıklıkla karşımıza çıkıyor. Örneğin soykırımcı İsrail’in işlettiği Haifa ve Ashdod Limanlarını sıklıkla ziyaret eden LUAR Deniz Taşımacılığı şirketi bizzat Lucien Arkas’a ait. Kızı Claire Christina Arkas’a ait olan Emma Deniz Liman ve Lojistik Yatırımları şirketinin ise aynı şekilde sayısız kez İsrail’e yük ve Filistin’e kan taşıdığını da biliyoruz.

Arkas Holding’in soykırımcı İsrail’le olan ilişkileri de bununla sınırlı değil. 2023 yılında Gazeteci Metin Cihan’ın denizcilik kayıtları (maritime traffic) üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda elde ettiği verilere göre, Arkas Holding İsrail’e Türkiye limanlarından sevkiyat yapan en büyük lojistik firma ünvanını da alarak Filistin’e taşıdığı kanı da tescillemiş noktada bulunuyor. Üstelik bunu yaparken de hiç gizleme zahmetine dahi girmiyor, bir onur nişanesiymişçesine katillerle yaptıkları işbirliklerini sosyal medya hesapları dahil olmak üzere her yerde duyurmaya devam ediyor. 

Aynı zamanda yine Arkas Holding’e bağlı olan Arkas Bunker de İsrail’le yaptığı akaryakıt anlaşmalarıyla halka ait olması gereken petrol-akaryakıtın da yine katliam için kullanılmasına ortak oluyor. 

Meditera İlaç şirketine baktığımızda ise bu programın asıl ironisi başlıyor. Zira sağlık alanında, ilaç üretimiyle var olan bu şirket, İsrail’le patent anlaşmaları imzalıyor.

Filistin için mücadele, tüm halklar için mücadeledir

Dokuz Eylül Üniversitesi bu şirketlerle ortaklık kurmaya devam ederken, YÖK öncülüğünde gerçekleşen “Gazze’de İnsanlık için Bilim Üretmek programıyla ise Gazze İslam Üniversitesi Sağlık Bilimleri fakültesinden akademisyenlerle oturumlar gerçekleştirilip kayyum rektör Bayram Yılmaz ve onun yandaşları yüzleri kızarmadan konuşma yapabiliyor. 

Bizler üniversiteliler olarak bu yazıda tekrar hatırlatıyoruz : kampüsümüzde emperyalist, Siyonist şirketleri ve onların iş birlikçilerini barındırmayacağız. Üniversiteliye ayrılması gereken bütçeyi, kayyumun süslü oyunlarına harcamasına müsaade etmeyeceğiz. Bizler biliyoruz ki bugün halk katili İsrail de, onun koruyucu-kollayıcısı ABD de ve yerli iş birlikçisi saray rejimi de katliamın ortağıdır. Filistin için mücadele, tüm halklar için mücadeledir. 

Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi Sabriye Kolcu yazdı