Yeditepe Üniversitesi öğrencisi Emirhan Mutlu yazdı: Politik sanatın satışı
Üniversite salonlarından, kampüslerden sanatın özgür sesini yükselten biz gençler için bu tablo net: Sermaye sanatı, sanatı da holdingleri kurtarmayacak! Politik sanatın içini boşaltanlara, halkın hikayesini halktan koparanlara karşı cevabımız nettir! Lüks salonlarda alkış tutmayacağız. Çünkü sanat, gücün önünde eğilmek için değil; o gücü yerle bir etmek için vardır

Politik sanatın içi holding sponsorluğuyla boşaltılıyor!
Kapitalizmin insanı nasıl bir çarkın dişlisi haline getirip manipüle ettiğini anlatan Arthur Miller’ın ölümsüz eseri Satıcının Ölümü bugün Türkiye’de trajikomik bir şekilde sahneleniyor. Başrollerini Halit Ergenç ve Zerrin Tekindor gibi isimlerin paylaştığı oyun kültür-sanat adı altında sermayenin halkla dalga geçtiği bir şova dönüşmüş durumda.
Haberin en önemli ve mide bulandırıcı noktası, oyunun ana sponsorlarından birinin Rönesans Holding olması. Kent suçlarıyla, doğa talanıyla ve saraya yakın mega projelerle servetine servet katan bu holdingin kapitalist sistemin yıkımını anlatan bir esere sponsor olması tesadüf değil, bir aklama operasyonudur. İşçilerin kanı üzerinden yükselen plazaların sahipleri şimdi de o işçilerin dramını anlatan sahneleri satmaya çalışıyor.
5.500 TL’lik “Antikapitalizm”
Zorlu PSM gibi burjuvazinin kalesi haline gelmiş bir mekanda sahnelenen oyunun bilet fiyatları bugünün Türkiye’sinde üniversite öğrencileri ve emekçiler için tam bir hayal: 1.250 TL ile 5.500 TL arası. Bir öğrencinin aylık KYK kredisinin neredeyse tamamını veya fazlasını bir gecelik ‘’sanat keyfine’’ yatırmasını bekleyen bu anlayış sanatın toplumsallığını değil, ticari değerini önceliyor. Emekçinin, asgari ücretlinin ve geleceksizliğe mahkum edilen gençliğin yanına bile yaklaşamayacağı bu koltuklarda Miller’ın anti-kapitalist eleştirisi sadece zenginlerin şampanya eşliğinde izleyeceği bir ‘’eğlencelik’’ haline getiriliyor.
Bağımsız tiyatro emekçileri ve sanat eleştirmenleri de bu duruma tepkili. Moda Sahnesinden Kemal Aydoğan’ın da belirttiği gibi ezilenlerin hikayesi onları ezenlerin eliyle sahnelendiğinde o eserin kimliği çalınmış olur. Tiyatro, egemenlerin vicdanlarını rahatlatacağı bir sosyal sorumluluk projesi değildir. Bugün pek çok bağımsız tiyatro salonu kira borçları altında ezilip birer birer kapanırken sermayenin dev prodüksiyonlarla politik oyunları ehlileştirmesi sanatsal bir tercih değil, ideolojik bir kuşatmadır.
Üniversiteliler ne diyor?
Üniversite salonlarından, kampüslerden sanatın özgür sesini yükselten biz gençler için bu tablo net: Sermaye sanatı, sanatı da holdingleri kurtarmayacak! Politik sanatın içini boşaltanlara, halkın hikayesini halktan koparanlara karşı cevabımız nettir! Lüks salonlarda alkış tutmayacağız. Çünkü sanat, gücün önünde eğilmek için değil; o gücü yerle bir etmek için vardır!