Öğrenci Kolektifleri VIII. Genel Kurulu: “Mor boyamızı kuşanacak, birbirimizi yaşatacağız!”
Öğrenci Kolektifleri’nin çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversiteliler, Türkiye Üniversiteler Meclisi VII. Genel Kurulu’nda “İşgale son!” diyerek yoksulluğa, baskıya, faşizme ve emperyalist kuşatmaya karşı gençliğin sözünü söylemek üzere bir araya geldi. “Aile on yılında üniversiteli kadın mücadelesi” başlığıyla söz alan Gözdenur Doğan, “aile yılının” akademiyi gerici bir kuşatma altına aldığını dile getirdi. Üniversiteli kadınlara yönelik yapılan gerici kuşatmanın “bireysel olmadığını” belirten Doğan, bir teşhir mekanizması olan “mor boyayı” kuşanacaklarını, feminist mücadeleyi kampüslerden sokaklara büyüteceklerini ifade etti

Öğrenci Kolektifleri’nin çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversiteliler, Türkiye Üniversiteler Meclisi VII. Genel Kurulu’nda “İşgale son!” diyerek yoksulluğa, baskıya, faşizme ve emperyalist kuşatmaya karşı gençliğin sözünü söylemek üzere bir araya geldi.
“Aile on yılında üniversiteli kadın mücadelesi” başlığı altında sözüne akademide gerici ve erkek bilginin üretildiğini, tacizci akademisyenlerin korunduğunu dile getirerek başlayan Üniversiteli Kadın Kolektifleri’nden Gözdenur Doğan, Saray rejiminin ve kayyum rektörlerin iş birliğiyle üniversitelerin kadınlar için güvenli bir alan olmaktan çıkarıldığını dile getirdi.
kadınlar için güvenli bir alan olmaktan çıkarıldığını dile getirdi.
“Kadınların öldürülmesi birer istisna, şiddet bireysel değil!”
Patriyarkal kapitalist devletin kadın bedenini, emeğini ve yaşamını denetleme politikalarının “bireysel” değil, “sistematik” bir şiddet olduğunu belirten Doğan, kadın cinayetlerinin de bir “istisna” olmadığını, kadına yönelik şiddetin sistematik cezasızlık politikalarıyla aklandığını dile getirdi.
Saray rejiminin ilan ettiği “Aile on yılı”nın kadın şiddetini ve sömürüyü görünmez kıldığını ifade eden Doğan, bu ilanın üniversitelerde de müfredata sonradan eklenen “aile” dersleriyle, “Aile ve Nüfus Politikaları Kurulu” nun aktif rol oynamasıyla beraber üniversitelerin bilimsel özerkliğinin tasfiye edildiğini, üniversiteli kadınların yaşam tercihlerine ise doğrudan müdahalede bulunulduğunu belirtti.
“Kampüslerimizi kuşatan gericiliğe karşı mücadeleye!”
Kadınların kamusal alandaki varlığını sınırlandırmayı ve kadın bedenini denetlemeyi hedefleyen gerici yapıların kampüslerdeki varlığına değinen Doğan, bu yapıların Saray rejiminin ve kayyum rektörlerin iş birliğiyle yaygınlaştırıldığını ifade etti. Doğan, kayyum rektörlerin gerici faaliyetlere alan açarken; üniversiteli kadınların düzenleyeceği panellerin yasaklandığını, Cinsel Tacizi Önleme Kurumlarının (CİTÖK) kapatıldığını, toplumsal cinsiyet çalışmalarının hedef alındığını vurguladı.
“Mor boyamızı kuşanacak, birbirimizi yaşatacağız!”
Doğan, üniversiteli kadınların yoksulluğa, güvencesizliğe karşı mücadelesini örgütleyeceklerini; feminist dayanışmayı büyüterek kadınların yaşadığı sistematik ve baskıya karşı verecekleri mücadeleyi kampüslerden sokaklara taşıyacaklarını dile getirdi.
Üniversiteli Kadın Kolektifi olarak üniversiteleri gericiliğe terk etmeyeceklerini duyuran Doğan, “Mor boyamızı kuşanacak, birbirimizi yaşatacağız!” diyerek Saray’ın politikalarına ve kayyum rejimine karşı feminist mücadele etrafında örgütleneceklerini ifade etti.