Öğrenci Kolektifleri VIII. Genel Kurulu: “İsyan bastırma rejiminin zifiri karanlığını dağıtacak olan ve giderek devleşen kolektif direnişin sarsılmaz ışığıdır”
Öğrenci Kolektifleri’nin çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversiteliler, Türkiye Üniversiteler Meclisi VIII. Genel Kurulu’nda “İşgale son!” diyerek yoksulluğa, baskıya, faşizme ve emperyalist kuşatmaya karşı gençliğin sözünü söylemek üzere bir araya geldi. “İsyan bastırma rejimi” başlığında medyadan yargıya, ekonomiden doğa talanına kadar uzanan toplumsal yaşamın tamamını hedef alan sistematik kuşatmaya karşı örgütlü bir anti-faşist mücadelesi çağrısı yapıldı

Öğrenci Kolektifleri’nin çağrısıyla Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversiteliler, Türkiye Üniversiteler Meclisi VII. Genel Kurulu’nda “İşgale son!” diyerek yoksulluğa, baskıya, faşizme ve emperyalist kuşatmaya karşı gençliğin sözünü söylemek üzere bir araya geldi.
“İsyan bastırma rejimi” başlığında söz alan Emirhan Mutlu, isyan bastırma rejiminin yalnızca sokakta uygulanan polis şiddetiyle sınırlı olmadığını, gündelik yaşam pratiklerine dahi sızarak toplumsal yaşamın tamamını hedef aldığını ifade etti. Mutlu, yalnızlığa ve umutsuzluğa iten bu rejime karşı dayanışmanın verdiği güçle bir araya geldiklerini dile getirdi.
Medyadan yargıya; üniversitelerden mahallelere
“İsyan bastırma rejiminin yalnızca bir güvenlik politikası olmadığını dile getiren Mutlu, bu rejimin neoliberal sömürünün, güvencesizliğin, siyasi iradeyi kırmaya yönelik baskıların sürekliliğini sağlayan bütünlüklü bir proje olduğunu ifade etti.
Yargı mekanizmasının keyfi tutuklamalar ve siyasi operasyonlar aracılığıyla iktidarın siyasal ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğini belirten Mutlu, hukukun “hak arama kapısı” işlevini yitirdiğini dile getirdi.
Medya aygıtının da “isyan bastırma rejimi” ne göre şekillendirildiğini ifade eden Mutlu, dezenformasyon yoluyla halkın gerçek bilgiye ulaşma yolunun manipüle edildiğini, yapay kutuplaşmalar yaratan iktidarın ortak mücadele zeminini parçaladığını dile getirdi.
Mutlu; üniversitelerde, mahallelerde, eylemlerde iktidarın sivil faşist yapıları devreye sokarak muhalif kesimler üzerinde terör iklimi oluşturduğuna da değindi. Hacettepe Üniversitesi’nde sivil palalı faşist çetelerin yemekhane eylemi düzenleyen üniversitelilere saldırmasını örnek veren Mutlu, bu saldırıların bilinçli bir yıldırma politikası olduğunu ifade etti.
İktidarın, kentsel dönüşüm adı altında mahalle halkının barınma haklarının elinden almasını, kentlerin kontrolsüzce dönüşümünü “mekan kontrol stratejisi” olarak belirten Mutlu, direniş potansiyeli taşıyan mahallelerin dağıtılarak dayanışma ağlarının koparıldığını dile getirdi.
“Hayatın her alanında karşı saldırı hattı oluşturacağız”
İsyan bastırma rejiminin bütünlüklü saldırısına karşı hayatın her alanında karşı saldırı hattı oluşturarak yeni mevziler kazanmayı vurgulayan Mutlu, üniversitelerde bilimi ve akademik özgürlüklerin savunulmasının, mahallelerde dayanışma ağlarının kurulmasının ve gençliğin devrimci dinamizmini bu kanallara akıtmanın önemini dile getirdi.
19 Mart isyanında Beyazıt’ta barikatları yıkılarak korku ikliminin parçalandığını belirten Mutlu, bu mücadelenin sömürü ilişkilerini, emperyalist bağımlılıkları ve baskı aygıtlarını hedef alması gerektiğini ifade etti. Mutlu, isyan bastırma rejimini yok edecek kurtuluşun halkın örgütlü mücadelesinde bulunduğunu belirterek konuşmasını sonlandırdı.