Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri kulüp odalarının taşınmasına tepki gösterdi: “Naci elini kulüplerden çek!”
Boğaziçi Üniversitesi kayyum rektörlüğünün, dört öğrenci kulübü SK, BÜSAS, BÜMK ve GSK’nin Hamlin Hall’daki odalarını Hisar Kampüsü’ne taşıma kararına üniversiteliler tepki gösterdi. Alınan kararın kamusal alana yönelik saldırıların bir parçası olduğunu dile getiren üniversiteliler, sıra arkadaşlarını kulüp odalarını teslim etmemeye çağırdı

Boğaziçi Üniversitesi kayyum rektörlüğünün, dört öğrenci kulübü SK, BÜSAS, BÜMK ve GSK’nin Hamlin Hall’daki odalarını Hisar Kampüsü’ne taşıma kararına üniversiteliler tepki gösterdi. Güney Meydan’da bir araya gelen üniversiteliler, yaptıkları açıklamada alınan kararın kamusal alana yönelik saldırıların bir parçası olduğunu dile getirdi.

Yaptıkları açıklamada kendilerine dayatılan yeni odaların elektrik altyapısı, ses yalıtımı, lavabo erişimi ve malzeme güvenliği gibi temel gereksinimleri sağlamayacağını ifade eden üniversiteliler, sıra arkadaşlarını kulüp odalarını teslim etmemek üzere odalarda bir araya gelmeye davet etti.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Mustafa Efe Kan konuya dair Universiteli.org’a konuştu:
“Yaklaşık 2 gün önce Boğaziçi Üniversitesi’nin Güney Kampüsü’nde bulunan üniversitenin en eski binası olan Hamlin Hall’da bulunan 2 tane kulübümüzün yukarıdan gelen bir emirle taşındığını öğrendik. Bu kulüpler yapıları gereği atölyelere ve stüdyolara ihtiyacı olan kulüpler ve kayyum yönetim bu imkanların yeni yerde de sağlanabileceği hakkında herhangi bir garanti de vermiyor. Kulüplerin taşındıkları yer Güney Kampüs’ün dışarısında, Hisar Kampüsü’nden başka bir yere taşınması söz konusu. Bu saldırılar ilk değil. 2023 yılında da yine Hamlin Hall’da bulunan kulüpler hakkında taşınma kararı çıkarılmıştı ve kulüpler Güney Kampüs’ün çok uzak bir köşesindeki binaya taşınmıştı.
Biz bu kararın iktidarın neoliberal politikalarından bağımsız olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü bu karar üniversitenin kamusal niteliğini ortadan kaldırmaya yönelik bilinçli bir hamle. Öğrenciler için de toplumsal mekanın da bellek niteliğini ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ile Boğaziçi’nin direniş kültürünü de yok etmeye çalışıyorlar. Odaların taşınması son yıllarda devam eden öğrencilerin kamusal alan tasfiyesinin son ayağı. Çünkü geçen sene İşgal Kafe örneğinde gördüğümüz gibi Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri kamusal alan tasfiyesine karşı direnişlerde bulundu ve bu tasfiyeyi kabul etmedi. 2023’te diğer kulüplerin taşınmasıyla da bir direniş ortaya koyulmuştu.
Kayyum yönetim kendilerini atayan kişinin politikalarına paralel olarak kampüsleri öğrencisizleştirmeye, kampüslerde söz, sanat ve politik üretim yapmamıza karşı çıkmaya çalışılıyor. Ama bugün de gördüğümüz gibi Boğaziçi öğrencisi direnmeye devam ediyor, devam edecek. Çünkü söz, yetki karar hakkı bizim; sadece odalar değil tüm kampüsler bizim!”
Üniversitelilerin basın açıklamasının tamamı ise şöyle:
“Toplumsal olarak yas tuttuğumuz 6 Şubat gibi hassas bir günde burada bulunmak zorunda bırakılmamızın nedeni; 50 yıldır kültürel, sosyal ve sanatsal birikimimizi barındıran kulüp odalarımızın; 3 Şubat Salı günü iletilen ani talimatla ve hiçbir zaman esnekliği tanınmadan bugün boşaltılmasının istenmesidir.
Biz öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlerini gerçekleştirdikleri ve yıllardır bulunduğumuz bu mekanlardan çıkarılacak olmamız kayyumun sistematik olarak uyguladığı bir yabancılaştırma politikasıdır. Güney Kampüste öğrencilerin var olabildiği son alanlardan olan Hamlin Hall ve ÖFB binaları bu politikanın devamı olarak BÜMK ve GSK gibi kulüplerden arındırılıyor. Kulüplerin ortak hafızasının yıllardır inşa ettiği bu kültürün öğrenci iradesi yok sayılarak sonlandırılmasını kabul etmiyoruz.
Sürecin başından beri Öğrenci İşleri Dekanlığı ile yapılan hiçbir toplantıdan sonuç alamadık. Odalarımızdan çıkmamak adına sunduğumuz kültürel birikim, kurumsal hafıza ve mekanın önemi gibi gerekçelerimiz görmezden gelindiği gibi; bize tahsis edilmesi planlanan alanların yetersizliğine dair itirazlarımız da yanıtsız bırakıldı.
Mevcut kayyum yönetimi bizi; 50 yıldır kullandığımız, emekle tekrar tekrar inşa ettiğimiz odalarımızdan çıkarıp, öğrencilerin bulunmadığı ücra köşelere ve ihtiyaçlarımızı karşılamaktan tamamen uzak, küçük odalara “sürgün etmeyi” layık görmektedir. Üstelik dayatılan bu yeni alanlarda elektrik altyapısı, ses yalıtımı, lavabo erişimi ve malzeme güvenliği gibi en temel gereksinimlerin sağlanacağına dair hiçbir garanti verilmemiştir ve bu imkanlar mevcutta yeterli değildir.
Açıkça görülmektedir ki; alınan bu kararlar kulüp faaliyetlerinin daha verimli işlemesi için değil, aksine kampüsleri kültürel değerlerinden arındırmak ve öğrencilerin sosyal alanlarını yok etmek amacıyla uygulanmaktadır.
Bu karar sadece ismi geçen kulüpleri değil, tüm Boğaziçi bileşenlerini hedef almaktadır. Tüm Boğaziçilileri, kulüp odalarını teslim etmemeye ve başlattığımız nöbete katılıp kulüp odalarında bulunmaya çağırıyoruz.”